1 Mayıs 2010 Cumartesi

1 mayıs!

"Tarihi sadece polislerle okumak mümkün. Tarihin kapısını her zaman polisler tutmuştur.
1977 yılının 1 Mayıs’ında, bilinmezler-bilinip de dile getirilemeyenler-dile
getirilse de gerçekliğin resmi yorumuna asla sızamayacak olanlar listesinde
sağlam bir yeri olan üniformalı-üniformasız suikast timlerinin becerdikleri de Taksim Meydanı’nı işçilere-emekçilere mümkünse sonsuza dek kapatmayı hedeflemiş bir komploydu. "

*Yıldırım Türker'in Radikal Gazetesi'ndeki 1 mayıs 2010 tarihli yazısından alıntıdır.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=994451&Yazar=YILDIRIM+T%C3%9CRKER&Date=01.05.2010&CategoryID=97&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+YildirimTurker+%28Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m+T%C3%BCrker+Radikal+Yaz%C4%B1lar%C4%B1%29&utm_content=Twitter

6 Mart 2010 Cumartesi

İKİ DÜRÜM BİR CENAZE

Evde kedim Fırfır’ın ölüsünü bulduğum gibi bu cehennemden çıkma Ağustos gününde kendimi dışarı atıyorum. Sıcaktan nevrim dönmüş.Bir şeyler içmem,serinlemem gerekiyor.Tekel’in birine dalıyorum.İçerde yaşlı bir kadın.Britanya’dan fırlayıp Ataşehir’e gelmiş adeta.
“Hava çok fena di mi evladım”diyor.
“Aynen,teyze”diyorum.”bi ice tea versene?””Şeftalili olsun” diye ekliyorum.
Ice Tea kutusunu uzatıyor.İnceliyorum.”Tamamdır,alıyorum” diyorum.
“Ver şu kutuyu”diye çıkışıyor ters ters.
“Anlayamadım”gerçekten anlayamadım açıklayamıycam bunu.
“Ice Tea’yi almıyacağını ikimiz de gayet iyi biliyoruz”.”buradan doğruca çıkacaksın,dünyayı turlamak için bir tekneye atlicaksın,sonra ıssız bir adaya düşüp,3 sene boyunca her gün bi düğmeye basıp dünyayı kurtarıcaksın.Ve bunları yapmazsan herkes ölücek” diyor kadın.
“Şaka yapıyor olmalısın.”diyorum.
Ardından beni kandırdığını söylüyor ama şu anda dükkanın önünden geçen kadınla beraber olmazsam gerçekten herkesin ölüceğini söylüyor.Bahsettiği kadın sarışın,benden uzun ve iş kıyafetlerinin içinde taş gibi duruyor.
Tabii ki ona inanmıyorum.”Yaşlı bunak”diye söyleniyorum.
“Şurdaki adama bak” diyerek karşıdan karşıya geçen bi adamı gösteriyor ve bir saniye sonra çat.Adam,belediyenin kapatmayı unuttuğu bir rögar deliğine düşüyor.
“Şimdi bana inandın mı?”diyor gizemli teyze.”Tabii ki hayır” diyorum teyzenin gösterdiği kadının peşinden giderken.
Kadının girdiği bara giriyorum ben de.Önce bir içki ısmarlamayı öneriyorum,muhabbetimiz koyulaşınca yemeğe davet ediyorum.O ise içki üstüne kokoreç yemeye bayıldığını söyleyince beraber Koko Musti’ye gitmemizi öneriyorum.
Kokoreçlerimizi yedikten sonra onu evine bırakıyorum,ve beni kahveye davet ediyor.Dünyayı kurtardığım bir gün daha..

Doktor Muharrem bu anlattıklarımı tepki vermeden dinlerken başını aşağı yukarı sallayıp durdu.Sonra yanıma gelerek “Nuri” dedi.”Sana kötü bi haberim var.Aslında bakkaldaki yaşlı teyze gerçek değil.Bak,sen bakkaldayken çekilmiş bir fotoğraf.İçerde kimse yok.”
Gerçekten de bomboş dükkanda gidip dolaptan Ice Tea alırkenki bir fotoğrafım bu.”Ama”diyorum.”O teyze bana Ayşe’yi gösterdi.Teyze gerçek değilse ben nasıl Ayşe’yi fark edip peşinden gidip 1 senedir kimseyle beraber olmadığım halde şak diye onu yatağa attım?”.Doktor Muharrem kafasını sağa sola sallayıp duruyor.”Hayır Nuri” diyor.”Ayşe de senin hayal ürünün.O gerçek değil” diyor.Koko Musti’de tek başıma kokoreç yerken çekilmiş fotoğrafımı sallandırıyor.”Yoo” diyorum.”Bu gerçek değil,fotoşop”.Sağ alttaki tarihi görünce beynimden vuruluyorum.O geceyi gösteriyor.
“Peki” diye başlıyorum ama devamını getirmekte biraz zorlanıcam.”Ayşe gerçek değilse,o gece kimle beraberdim?”
“Sana bunu söylemek zorunda kalmıyacağımı umuyodum”diyor Doktor Muharrem.”Ama hastalığın çok ilerlemiş durumda,o yüzden bunu görmeden bana inanmazsın” diyor.Sıradaki,o gece Ayşe’nin evinde çekilmiş bir fotoğraf.Ama Ayşe yok.Ben ve sevimli kedim Fırfır pek samimi bir şekildeyiz..

26 Ocak 2010 Salı

19 Ocak'ta ne olmuştu?

http://eski.bianet.org/audio/tililili/tuncel_kurtiz.mp3

Tuncel Kurtiz'in sesinden Hrant Dink'in son yazısını dinlemek için tıklatın.ya da yılmaz özdil,emin çolaşan falan okuyup gaza gelin,beyaz bere takın falan,ne bileyim..devletin yaptığı binlerce katli onaylayın.gelecekteki olası katliamlara da çanak çömlek tutun,alkışlayın,aferin.

24 Ocak 2010 Pazar

Balyoz planı!

Bilinçsizce ama bilerek kendimi yalan mı ediyorum?
(all reps goes to tuğçe)

11 Ekim 2009 Pazar

HAD

soğuk betonda gölgesi
nefesi kokan kalbinin
kırmızı bir şekerdi
yalıtkan ve kaprisliydi
erimeden tükendi..

köprüler birleştirmez,ayrılığı vurgular
geçmiş,gelecekten çalınmış zamandır.

kırılmasınlar diye sıraya dizdim hayalleri
kılık-kıyafet,boy sırası vs.
istiklal marşını okuttum
varlıklarını yokluğuna armağan ettiler
gururlandılar
Ufuk Özkul'un parçası olmaktan
adım adım yollandılar küçük,havasız karelerine
(özgürce!)
yaşasınlar diye
artık demokrasi görünümlü bir dikdatörlüktüm.

en büyük ziyafetleri
zehir eden o altın tabağı,
kıramadım..

Bilenen Kılıçlar ve Aşınan Bulutlar

"o mucizeleri unut gitsin Zia.Hiçbir anlamları yok"

overdose sevgilim
öznelliğim
sonunda seni terk ettim

us dışıma yönlendirdim kirpiklerini
türk filmlerinde olmayan bir sahne
aşkınla biledim susuz dişlerimi
tanısaydım sevmezdim seni

-dengesini kaybetmiş rehabilitasyonum traverslerde asılı
uyku öncesi bal afyonum
ben benim,sen sensin.
biz ortak değiliz.
genel değiliz.
lüzümlü ya da lazım değiliz
lazımlık bile olamayız.

overrated sevgilim
sahi,seni ne zannetmiştim?

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Bender in chains

sen hariç herkesi öptüm
ama midemdeki ağrı geçmedi
tüm kahramanlarım
tüm olmak istediğim kişiler
ya çizgiden
ya da ölüler
televizyon karşısında uyumuşum
sarhoşum



İYİLEŞME YOK



BELİRTİ YOK



aşkla bağlı olmalıydık
her saat çalışında sesini duymalıydım
özledim sefil krallığımı
yerlere akarken rimelin
yalnızlık boğazıma takıldı tükürdüm

bilmiyorum ki insanlar nasıl konuşur?
keşke görebilseydin.

13.07.2009