24 Ekim 2013 Perşembe

ifade

sesler
patlar ve birleşir
söylenenle duyulan
aynı şeyler değil.

aynı notada bulaşana dek
konuşmamız anlamsız
yüzümdeki bu ifade
mutluluk değil.

sen yutan eleman
ben etkisiz
biz asal sayılar
kendimize bile bölünmeyiz.

de ki bir rüya bu.
de ki oynayanlar seyirci
en güzel rüyalar gün içinde izlenen
oysa ki uyanmak da uykunun parçası
gündüzün değil.



Dışarısı

karıncılar kırmızı ışıkta durmaz
ben her yerde seni aramamalıyım.

bu gemi burdan geçecek
dedi ve yardı denizi.

-köpeğimiz kayboldu, ağlamaktan helak olduk.
-ben de akbilimi kaybettim. geceleri gözüme uyku girmiyor.

köprüden geçiyorum panik içindeyim
doktor, eve nasıl döneceğim?

18 Mart 2013 Pazartesi

Yazılmamış



Beni en çok, ilk saniyesinden adamın amına koyacak kalibrede olduğunu belli eden şarkılar korkutur. Şarkıyı ilk duyuşta, kafamda bambaşka melodiler uçuşur. Henüz yazılmamış en iyi şarkıyı duyarım.. Besteci de az biraz benim kafadaysa, ilk anda sezdirdiği şeyi yapabilip güzelim melodinin içine etmemişse eğer, bittiğim andır. Saçma sapan, gereksiz gibi görmeye çalışıp bastırdığım, yaşamadığım, kaçtığım, inanmadığım zayıf duygusallığım, aşil tendonum,  o üç dört dakikada ortaya çıkar. Birkaç saat oralarda takılır. Sonra da kaybolup gider. İstemem onu. Varlığı, yerleşikliği beni ne hale getirir bilmem. Korkarım. Böyle daha iyi. Kolay ve güvenli.

Yokluğunda, yaşadığım hayattan memnun değilim ama sahibi olamayacağım bir şeyi istediğimi ne kadar unutursam, o kadar iyi. Varsın mutsuzlukta yeşeren romanları, şiirleri, oyunları, şarkıları yazamayayım. Düşündüğümü unutayım. Hissettiğimi duymayayım. 

Beklentileri sıfırla. Soyutu unut, somuta odaklan. Yuvarlanıp yaşamana bak. Bence gayet adil.





6 Ocak 2013 Pazar

Uyku


İlk cümle uyuyamadığımın belirtisi. Kendime masal niyetine anlattığım, beni reddettiğim rüyaların karanlığına usulca itekleyen, sürükleyici hikayenin kağıda dökülünce büyüsünü kaybetmiş, boktan bir versiyonu.

İkinci cümle bir türlü tanımlayamadığım, kulağımdaki müzik. İfadenin en net hali. Yükselen ve alçalan sesler arasında hüzünlendirmek üzere tasarlanmış sözler. Üzerimde umulan etkiyi göstermiyor. Ne değil, nasıl. Kim değil, neden.

Kapı çalıyor ama açmak istemiyorum. Oturduğum yerden her yeri görebiliyorum. Kapının önünde bekleyeni, apartmana gelip giden yabancıları, çöp kutusunu karıştıran aç kediyi görebiliyorum. Yapabileceğim çok şey var, henüz uyandım. Bugün o gün değil. Bugün kravatımı bağlamıyorum. Bugün gazetemi alıp kahvemi yudumlamıyorum. Bugün tatil değil. Bugün iş yok. 

İlk cümlemi tekrarlıyorum.  Doğru şarkıyı hala bulamadım. Bu anı tamamen karşılayan bir sözcük yok. Henüz yok. Daha fazla okumam lazım. Yanılıyorum. Doğru ifade bu değil.

Hazır değilim. Sigara içmek istiyorum, paket boş. Her şeyi baştan yazmalıyım. Öykü kaçık bir uyku. Şarkı bu. Hayat diye bir şey yok. Bugün yok. Sigara almak için bile olsa çıkamam evden bugün.

İlk cümlemi tekrarlıyorum. Bu sefer tamamen yeni bir şey söylüyorum. Uyumak istiyorum. Bugün yokum. Yarın bakarız.


6 Ağustos 2011 Cumartesi

Prime time

Galada yolumu kaybettim
Davetiyemi iade ettim
Kırmızı halılar fışkırdı damarlarımdan

Hem yazdım hem seyrettim
Oysa ki yanlış filme
bilet almışım.

26 Haziran 2011 Pazar

Dualarda karakter sınırı

süren sona ermeden
konuş benimle dedi tanrı
masterlı, diplomalı, tam donanımlı
yoğun bir ajandası vardı

deri koltuğa uzanmış sıkıntılarımı anlatırken
birden aklıma geldi
cebimde beş kuruş para kalmamıştı

taksiciye beş lira, dilenciye on beş lira
derken unutmuştum seansın yüz lirasını
sorun değil dedi tanrı
başka yoldan hallederiz

5 Şubat 2011 Cumartesi

aşk?

noktayı sildi virgül koydu
yazdıkları bir öykünün sonu değil
bir romanın girizgahıydı.